|
|
||||||||||||||
![]() |
|
| P E K İ N | |
Çin uygarlığı Sarı nehrin oluşturduğu büyük balçık ovasında doğdu. Çinli çiftçileri erken çağlarda batı yaylasına çeken bu bereketli topraklardı. Ancak iklimin giderek kuraklaşması, köylülerin bu topraklara yerleşmesini sınırladı. Her ne kadar ülke doğal koşullar açısından çeşitlilik gösterse de ülkenin birliği, tarımsal yaşama bağlı bir toplumsal düzen sayesinde sağlandı. Eski Çin tarihçileri tarihlerinin başlangıcını çok eski çağlarda egemen oldukları öne sürülen hükümdarlara değin götürürler, bu hükümdarları birçok yeni teknik ve kurumu yaratan bilge kişiler olarak gösterirlerdi. Fuşi kehaneti, Şınnong tarımı, Huangdi tekniği, Yao ve Şun hükümet yönetimini icad etmişlerdi. Konfuçiusçulara göre adı anılmaya değer ilk krallar üçü de bilgelik örneği olan Yao, Şun ve Yü'dür. İ.Ö. 221'den
başlayarak en doğudaki ülke Çin'in Çin Beyi tarafından fethedilmesiyle
Çin'in derebeylik sistemi çözülmeye yüz tuttu. Çin Beyi kendini birinci
imparator ilan etti (Şi Huangdi). İmparatorluğun başkenti Şaanşi'de, Şi'an
yakınındaki Şienyang oldu. Uzun bir süre ülkeyi etkisine alan bu yönetim zamanla değişikliklere maruz kaldı. Özellikle 1840 yıllarında Londra'nın misillemesi, köylülerin yoksulluğu bir iç bunalımı hazırladı ve Avrupalıların yayılması hasadın da kötü olmasıyla birlikte çabuklaştı. 1934-35 yıllarında ise Guomindang'ın milliyetçi kuvvetlerinin saldırısına uğrayan komünistlerin 'uzun yürüyüş'leri başladı. Guomindang'ın sol kanadı japon tehlikesine karşı komünistlerle bir ulusal uzlaşma istiyordu. 1 Ekim 1949'da Mao Zidong, Komünist partisinin iktidara geldiğini ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurulduğunu Pekin'de ilan etti. Yeni rejimi yalnız sosyalist ülkeler, İngiltere ve İskandinav hükümetleri tanıdı. Böylece ilk temizlik, Mançuya'yı yöneten Gao Gang ve Şandong'u, Ciangsu'yu, Anhuei'yi, Ciciang'ı ve Fucien'i denetleyen Jao Juşi, yönetimden uzaklaştırılmasıyla gerçekleşti. 1966 yılı
ise Çin'de kültür devrimi yılı olarak bilinmektedir. Devrimi görmemiş
olan genç kuşakları yetştirme kampanyası yapıldı. Partinin içinde bir
fırtına beklentisi vardı. Bir tarafta öğretiye bağlı kalmaktan yana olan
Mao Zıdong, onun en sadık yoldaşı olarak bilinen Lın Biao ve Çın Boda
bulunurken, karşı tarafta kimi üniversiteliler, başta belediye başkanı
olan Pıng Cın olamk üzere Pekin belediyesi ve en önemlisi de devlet başkanı
Liu Şaoçi ile ona bağlı olan devlet adamlarıydı. 9 Eylül 1976
yılında Mao öldü. 1983'te Ulusal halk meclisi Li Şiennien'i cumhurbaşkanlığına
seçti. 1989'da Mihai Gorbaçov'un Pekin'i ziyaret etmesiyle, Çin-Rus ilişkileri
düzeldi. Aynı ay içinde öğrenciler ve halk rejimin liberalleşmesi için
ayaklandı. Felsefe: Çin düşünce tarihini üç akım belirler: yönetme sanatına esin kaynağı olan bir toplumsal ilişkiler kaynağı önerek konfuçiusçuluk; insansal ile tanrısalın birbirinden ayrılmadığı evrensel düzeni açıklamaya çalışan taoculuk; Çin'e İ.S. I. Yy.'da giren, çin düşüncesine metafizik ve dinsel bir boyut kazandıran, çinlileşirken de büyük değişikliklere uğrayan buddhacılık. Bu akımlardan her biri, öteki ikisini dışta bırakmak şöyle dursun, onlardan özgün öğeler almış ve öğretisini ya da öğretisinin etkinliğini zenginleştirmiştir. Seçmecilik ve etkili olma kaygısı, Çin düşünce ve uygarlığının özgül yanlarını açığa vuran başlıca özelliklerdir. Pratik bir deneyimi dile getiren simgeler bakımından zengin olan Çince, soyut düşüncelerin açıklanmasına elverişli değildir. Tıpkı bunun gibi, bir bilgeliğin etkileyici değeri de, onun öğreti olarak dile getirilişinden çok daha üstündür. Çin düşüncesine göre, insan ile doğa, birbirinin kökçe karşıtı değildir; her ikisi de aynı evrensel düzenden kaynaklanır ve insan, bu düzenin gerçekleşmesine etkin olarak katkıda bulunmalıdır. Söz konusu düşünürler daha çok, bu evrensel düzenin (dao) uyumunu korumaya yönelirler. Dao, hem düzen hem de ritimdir ve evrendeki tüm çevrimsel hareketin ilkeleri olan yin ile yang'ın sırayla ortaya çıkmasıyla gerçekleşir. Konfuçiusçuluk: Konfuçius, daha İ.Ö. V. yy.'da, aile ilişkilerinde uyumu örnek alan bir yönetim ahlakını savunarak, siyasal sorunlara yöneldi. Konfuçiusçuluk dar anlamda bir felsefe olmaktan çok, dünyayı bir görüş tarzıdır. Örneğin, bir devlette düzeni egemen kılmayı bilen insanın nasıl yetiştirileceği sorununa çözümler getirir. Böylece, erdem en önemli konu olur. Çünkü başkalrını yönetmek demek, önce kendini yönetmek demektir; erdem de, erdemli insan olmak isteyen insanın her zaman daha çok geliştirmesi gereken bir iç nitelikler bütünlüğüdür. Öyleyse, her şey eğitime ve Konfuçius'un çok sayıdaki özdeyişlerinden biri olan şu sözlerine bağlıdır: 'Kendinize ne yapılmasını istiyorsanız, başkalarına da onu yapın.' Taoculuk:
Taoculuk, hem bir felsefe okulu hem de bir dindir. Bazı yazarlar, Daodıcing
yazarı Laozi'nini, Konfuçius'un çağdaşı olduğunu ve onunla görüştüğünü
ileri sürer. Dao aslında, çince anlamıyla, bir 'yolu' yani, evreni doğuran
kozmik bir ilkeyi belirtir. Taoculuk, bir başka Çinli filozof olan Cuangzi
tarafından yeniden tanımlandı. Çin'in sahip olduğu çok çeşitli geniş nüfus onu dini inançlar bakımından da çeşitlendirmiştir. Hakim olan 5 ana inanca göre; Konfüçyizm, Budizm, Taoism, İslam, Katoliklik ve diğer Hristiyan inançlar sayılabilir. Ayrıca Çin'de 6, 8 ve 10 numaralarının uğurlu olduğuna inanılmaktadır. Ancak 4 ve7 numaraları hiç sevilmez.
|
|||||||||
|
|
|
|
| İletişim | Koşullar - Uygulama | Rezervasyon ve Ödeme | Forum | Site Haritası | | Copyright 2004 - On - Net A.Ş. | Bigglook | travel@biggtravel.com |
|
|
|
|