Japon mutfağında mevsimine
göre taze sebze, meyve kullanmak çok önemli. Sushi ise en tazesinden çiğ
balık ve sirkeli pilavdan oluşmuş Japon mutfağının en ünlü yiyeceğidir.
Ama Japon mutfağı zirveye geleneksel yemeği kaiseki ile ulaşır. Kasiseki,
sashimi, tempura, simmered, vinegared ve ızgara balığı, çorba, pilav ve
turşudan oluşan 8 yemeğin adıdır. Bu mükemmel yemek ile en iyi giden içecek
ise geleneksel Japon içkisi Sake'dir tabii ki. Japon insanı için yemek
keşifçisi diyebiliriz. 110,000 restoranı ile Tokyo'nun size sunacağı alternatifler
hayal edemeyeceğiniz kadar. Ayakta yiyebileceğiniz makarnacılardan veya
fast food'lardan tutun da, sushi restoranları,ucuz set mönü yemekleri
bulabileceğiniz birçok restorana kadar geniş bir alternatifiniz var Tokyo'da.
JAPON MUTFAĞI
Önceleri Japonya dışında
pek bilinmeyen Japon yemekleri, son 15-20 yıl içinde tüm dünyada beğeni
kazanmıştır. Bugün bu ilgi ile birlikte birçok ülkede Japon restoranları
hizmet vermektedir. Dünya mutfak literatürüne Tofu, Saşimi, Suşi, Miso
ve Tenpura gibi kelimeler Japon mutfak kültüründen girmiş ve Japon mutfağı
günümüzde ünlü dünya mutfaklarından biri olarak kabul edilir hale gelmiştir.
Japon mutfağının özelliği,
özellikle deniz ürünleri yemeklerinde çok taze malzeme kullanılması ve
deniz ürünlerinin hemen hepsinin çiğ olarak da tüketilmesidir. Çeşit fazla
olmamasına rağmen özellikle sunuş şekli açısından damaktan önce göze hitap
eder. Yemek kültürü olarak Türk mutfağıyla pek benzerliği yoktur. En göze
çarpan özellik, çatal, kaşık ve bıçak yerine haşi (çubuk) kullanılmaşıdır.
Geleneksel Japon sofrasında ekmek bulunmaz. Onun yerine her menüde gohan
sunulur. Türkiye'deki pirinç pilavının yağsız ve tuzsuz bir çeşidi diyebileceğimiz
gohan, menüdeki ana yemeklerle birlikte garnitür olarak yenir. Yine Türk
sofra kültüründen farklı olarak, özellikle kış mevsiminde, bazı yemekler
sofrada pişirilir. Bunun için özel ocaklı masalar ya da masa için özel
olarak üretilen küçük ve alçak ocaklar kullanılır. Genelde topraktan yapılmış
içi su dolu büyük bir tencere sofranın ortasındaki ocağa yerleştirilir.
Yiyecekler -ki bu tür yemeklerde genelde et, mantar, tofu, lahana ve diğer
birkaç çeşit sebze kullanılır- sofraya çiğ olarak getirilir. Herkes kendi
istediği yiyeceği alır ve suda haşlayarak pişirir. Böyle yenen iki tür
yemek vardır. Bunlar Sukiyaki ve Şabu-şabu'dur. Japon mutfağında sosun
çok önemli bir yeri vardır. Her tür yemek için onlarca sos bulunur ancak
bunlardan en çok kullanılanı soya sosudur. Klasik bir Japon menüsünde
ana yemek ne olursa olsun, yanında mutlaka gohan, birkaç çeşit turşu,
çorba ve soya sosu bulunur. Aşağıda Japon mutfağının en ünlü yemeklerinin
tanımı bulunmaktadır.
Saşimi; Kısaca çiğ balık olarak tarif edilebilir. Balik eti ince dilimler
halinde kesilip soya sosu ve çok ince rendelenmiş wasabi (Japonya'ya özgü
bir çeşit yaban turpu) ile servis yapilir. En önemli nokta balığın mutlaka
çok taze olmasıdır. Hatta ikizukuri denen saşimi türünde, balık canlı
olarak akvaryumdan alınır ve çok hızlı bir şekilde kesilerek şekli bozulmadan
tabakta servis yapılır. Bu işlem o kadar hızlıdır ki bazen tabak önünüze
geldiği zaman balığın ağzı hala açılıp kapanır durumda olur. Hemen her
tür balık kullanılabilir ancak en çok kullanılanlar; ton, karagöz, dilbalığı
ve karidestir. Bunlardan başka midye, istiridye, ahtapot ve kalamar da
kullanılır.
Suşi; Deniz
ürünleri (çiğ ya da pişmiş) yanında çeşitli sebzelerin de kullanıldığı
bir başka tür klasik Japon yemeğidir. Saşimiden farklı olarak suşi, sirke,
tuz ve seker ile karıştırılmış gohan (suşihan) ile birlikte sunulur. Birçok
suşi türü vardır. Bunlar:
Çiraşizuşi:
Dilimlenmiş balık etinin, suşihan dolu bir tabağın üzerine bir sıra dizilmesiyle
yapılır. Tokyo ve osaka'da ayrı şekillerde yapılır. Bazen balık pişmiş
şekilde de servis yapılır.
Nigirizuşi:
Hemen hemen başparmak büyüklüğünde sıkılaştırılmış suşihan üzerine çok
çeşitli deniz ürünleri yerleştirilmesiyle hazırlanır. En çok bilinen ve
bulunan suşi türlerinden biridir.
Makizuşi: Bu
tür de en çok kullanılan türlerden biridir. Yaprak şeklinde kurutulmuş
deniz yosunun içine önce suşihan yerleştirilir. Suşihanin üzerine ise
isteğe göre salatalık, yumurta, çiğ ya da pişmiş balık, sosis, diğer deniz
ürünleri gibi çok çeşitli tür yiyecekleriden bir ya da birkaçı yerleştirilip
son olarak yosun suşigohan etrafına yuvarlanarak sarılır. Daha sonra isteğe
göre kesilerek ya da bütün halinde yenir.
Hakozuşi:
(Oşizuşi de denir.) Kalın bir tabaka suşihan ve üzerine balık veya diğer
deniz ürünlerini dizildikten sonra preslenip, daha sonra kesilerek servis
yapılır. Hakozuşininde bölgelere göre değişen birçok türü vardır.
Tenpura;
İlk olarak 16. Yüzyıl'da Portekizliler'in ve İspanyollar'ın ziyaretleri
sırasında gelen kızartma yemek kültürünün bir parçasıdır. Adının Portekizce'de
pişirmek anlamına gelen tempero'dan geldiği sanılmaktadır. Balık, midye
ve çeşitli sebzeler, yumurta, un ve su karışımına batırılıp yağda kızartılır.
Soya sosu, tatlı sake ve et suyu ile hazırlanan sos (tsuyu) ile servis
yapılır.
Udon:
Buğday unundan yapılan bir tür şehriye olan udon, en yaygın yemeklerden
biridir. Udon, haşlandıktan sonra, tsuyu ve şekerden oluşan sos ilave
edilmiş sıcak suyun içinde çorba gibi servis yapılır. üzerine genelde
tenpura, çiğ yumurta, taze soğan ve diğer çeşitli sebzeler de ilave edilir.
Soba:
Kara buğdaydan yapılan bir başka şehriye türüdür. Kara buğday, beyaz buğday
ve kalınlaştırıcı olarak da yumurta akı ya da tatlı patates püresi karışımına
su ilave edilerek hamur haline getirilir. Daha sonra oklava yardımıyla
açilip ince ince makarna şeklinde kesilir. Haşlandıktan sonra genelde
soğuk olarak hasır bir tabakta servis yapılır. Garnitür olarak tsuyu,
kurutulmuş yosun, rendelenmiş turp, wasabi ve ince doğranmiş taze soğan
kullanılır.
Okonomiyaki;
Biraz mücvere benzer. Su ve un ilave edilmiş yumurtanın içine soba ile
birlikte ahtapot, karides, et ve çeşitli sebzelerin ilave edilerek sote
edilmesiyle yapılır. üzerine Worchestershire sosunun Japonya versiyonu
olan okonomiyaki sosu ilave edilir. Malzemeler isteğe göre değişir. Ayrıca
batıdan gelen yeni yemek alışkanlarının etkisi ile ketçap ve mayonez de
sos olarak kullanılır. Ana yemek olarak değil, daha çok akşam yemeği öncesi
hafif atıştırma yemeği olarak yenir.
Tofu; Dünyanın,
bitkisel protein açısından en zengin gıdası olarak bilinir. Hiç yağ içermemesi
ve sıfıra yakın kalorisi ile son günlerde başta ABD olmak üzere tüm dünya
ülkelerinde yaygınlaşmaya başlamıştır. Tofu, soya fasulyesinin ezilip,
elde edilen pürenin haşlanması ve daha sonra posa ve suyun ayrılmasıyla
elde edilir. Tofu, posa kısmı kullanılarak yapılır. Tofunun sert ve yumuşak
olmak üzere iki çeşidi bulunur. Hemen her tür yemeğe ilave edilebildiği
gibi sadece tofu kullanılarak yapılan yemekler de vardır.
Miso;
Buharda haşlanmış soya fasulyesi, maya (soya fasulyesi, pirinç ya da buğdaydan
yapılmış) ve soya sosu karışımından elde edilir. Özellikle misoşiru (miso
çorbası) en basit ve temel Japon yemeklerinden biridir. Miso, protein
ve amino asitler bakımından zengindir ancak oldukça fazla miktarda tuz
ihtiva eder (%8-15 arası). Miso birçok yemekte tatlandırıcı olarak kullanılır.
Moçi; Özel
bir tür pirincin buharda haşlanıp, büyük bir havanda bir ya da bir kaç
kişi tarafından dövülerek hamur kıvamına getirilmesi işine Moçi-tsuki,
bu yiyeceğe de Moçi ya da Omoçi deniyor. Klasik moçi hazırlanırken haşlanmış
pirinçten başka herhangi bir baharat ya da ilave malzeme kullanılmıyor.
Ancak mevsime göre baharatlı bitkilerin özleri karıştırılarak hazırlanan
değişik tatlarda moçiler de yapılıyor. Hazırlandıktan sonra küçük parçalara
bölünerek çeşitli soslarla birlikte yeniyor. Ilk yapıdığında oldukça yumuşak
ve elastik bir yapısı olan Moçi, soğuduktan sonra sertleşmesine rağmen,
tazeliğini uzun süre koruyor. Sertleştikten sonra fırınlanarak, kızartılarak
ya da diğer yemeklerin içine ilave edilerek de yenebilen oldukça lezzetli
bir yiyecek. özellikle yıl sonunda moçi-tsuki toplantıları hemen her yerde
düzenleniyor. Moçi-tsuki geleneği eski tarihlerde çiftçiler tarafından
geliştirilmiş ve günümüze kadar gelebilmiş güzel bir gelenek. Bugün büyük
şehirlerde geleneksel yöntemler yerine, sadece pirinç ve su ilavesiyle
Moçi pişiren makineler revaçta olmasına rağmen, köylerde hala eski usül
Moçitsuki geleneği devam ettiriliyor. Moçi hakkındaki ilginç bir bilgi
de her yıl sonu çok sayıda yaşlının Moçi yüzünden hastaneye kaldırılması
ve hatta birçoğunun ölmesi. Yukarıda da yazdığım gibi, Moçi oldukça elastik
bir yapıya sahip. Bu yüzden ağızda iyi çiğnenmezse çok zor yutuluyor.
Yaşlılar, çiğneme zorluğu çekseler bile, geleneklerinden taviz vermeden
Moçi'leri kahramanca götürüyorlar. Bu yüzden yıl sonlarında ''boğaza Moçi
tıkanması'' vakalarına sıkça rastlanıyor.
Tüm bu yiyecekleri
denemek için Japon'ya ya kadar gitmenize gerek yok. Ortaköy'de hizmet
veren Tokyo Restaurant'ta geleneksel Japon Mutfağının tüm bu lezzetlerini
tadabilirsiniz. Detayları görmek için lütfen tıklayın;