Biggistanbul Biggcinema Biggtravel Biggfootball Biggauto Biggmenu Biggshop Biggclub
   Ana Sayfa    Üyelik    Favorilerim


 


Ülkenin Yerli halkı tarihi yeniden yazıyor. Yerli halk 500 yıl sonra huzursuz bir ülkede yeniden iktidara geliyor.

Yazı: Alma Guillermoprieto
Fotoğraflar: George Steinmetz

Üç yıl önce, Bolivya’nın Chapare bölgesi merkezindeki pejmürde, küçük, tropik bir kasaba olan Villa Tunari’de, bu And ülkesinde gerçekleşmekte olan etnik devrimin kaynağını ve gücünü tüm boyutları ile görmek mümkündü. Sel suları ırmakları taşırmış, köprüleri yıkmış, heyelanları tetiklemiş ve bölgede can kayıplarına neden olmuştu. Bir otobüs dolusu gazeteci ve onlarca otobüs ve otomobil, kasabaya 16 kilometre uzaklıkta, kabarmış Espíritu Santo Nehri yakınlarında,yuvarlanan bir kayanın kapattığı tünel ve yıkılmış bir köprü arasında mahsur kalmıştı. Bir kampanya nutku dinleyip birkaç slogan atmak için kim böyle bir felaket sahnesine gelirdi ki?

Yanıt, Bolivya’nın ilk yerleşimcilerinin soyundan gelen birkaç bin kişilik kalabalık: Pueblos indígenas ya da originarios (Amerika kıtasında anılmak istedikleri tanımla, ilk ya da Yerli halklar). Pek çoğu burada Villa Tunari’nin kenar mahallelerinde ayakta durmak için, kabaran nehirleri aşmış ve hızla yağan yağmura aldırmadan kilometrelerce yol yürümüş, pabuçlarını ve sandaletlerini ayaklarından söküp alan, bileklerine kadar çıkan balçık gibi çamurun içinde bekliyordu.

Gazeteciler arasından şanslı olan bir kaçımız bir 4x4’ün içinde köprünün yıkıntıları boyunca patinaj yapa yapa ırmağın diğer yakasına geçmeyi başardık.

Geldiğimizde insanlar sağanak yağmurun altında dört saattir –derme çatma bir kürsünün etrafında omuz omuza, sıkış tıkış, naylon pelerinlerin altında titreyerek ya da iliklerine kadar ıslanarak– bekliyordu; ama güneş batıp, miting sona erinceye dek kalabalıktan bir kişi bile ayrılmadı. Ne de olsa bu izleyici kitlesindeki kadın ve erkekler burada tarihi bir misyon için toplanmıştı: Yüzyıllar süren aşağılanmanın ardından –ve olasılık yasalarına baş kaldırarak– Bolivya’nın yeni başkanını kendi aralarından çıkaracaklardı.

Başkan adayları –Aralık 2005’te seçilen ve tüm Latin Amerika ülkelerinin en istikrarsız olanlarından birinde iki buçuk yıl sonra hâlâ iktidarda olan– Evo Morales’ti. Morales, yönetimi sırasında pek çok güçlükle karşılaştı: Coğrafi açıdan varsıl tropik ovalar ve yoksul Altiplano ile ikiye bölünmüş olan Bolivya’da, bu iki bölge şimdi siyasi açıdan da daha önce hiç olmadığı kadar bölünmüş durumda. Ülkenin doğusunda –beyazların çoğunlukta olduğu yarısında– gelişen özerklik yanlısı bir hareket Morales hükümetinin istikrarını tehdit ediyor.

Oysa seçime sadece bir hafta kala, hatta Villa Tunari’deki mitingin yapıldığı gün bile Morales’in kazanacağına ihtimal verilmediğini hatırlamakta yarar var. Mitingden birkaç gün önce başkent La Paz’da konuştuğum açık tenli, takım elbiseli, nüfuzlu adamlar bu olasılığa küçümsemeyle karışık inanmaz gözlerle bakıyordu. “Kızılderili” bir başkan mı? Asla seçilemez. Ya da: Seçilecek, ama iktidarda fazla kalamayacak.

Kürsüde boyunlarına çiçeklerden ve koka yapraklarından yapılmış çemberler takan adamlar, benim anlamadığım bir dilde –izleyicilerin hemen hemen tümünün İspanyolca’dan daha aşina olduğu, İnka İmparatorluğu’nun Keçuva ve Aymara dillerinde– konuşmalar yapıyordu. Boynundaki koka, meyve ve mevsim sebzelerinin dizili olduğu çemberlerin üzerinden geniş yüzü görünen aday öne çıktı ve ağır aksanlı bir İspanyolca ile konuşmasına başladı.

İzleyicilerin dinmek bilmeyen alkışları arasında, “Bizler, Aymara, Keçuva, Guaraní’ler, bu asil Bolivya topraklarının meşru sahipleriyiz!” diye bağırdı. Ardından kalabalık, ellerindeki ses çıkaran aletlerle bir gürültü kopardı.

Bir yerde, birisi tok sesli bir bombo davulu gümbürdetti. Ana dili İspanyolca olmayan bir başkan mı? Bu imkânsız.
Yanımda duran insanlarla ne zaman konuşmaya kalksam arkalarını dönüyorlardı. Islak yün ve is kokuyorlardı. Kadınların çoğu, Keçuva tarzında, uzun siyah saç örgülerinin üzerine düz kenarlı hasır şapka takmış ve kat kat iç etek üzerine giydikleri, canlı renklerdeki diz üstü kadife eteklerini savuruyorlardı. Genellikle daha iri cüsseli ve geniş yüzlü olan Aymara kadınları daha uzun etekler giymiş, işlemeli bir şal almış ve başlarına da melon şapka takmışlardı. Solmuş, yamalı gömlek ve pantolon giyen erkeklerin her birinin yüzünün bir yanında kocaman bir şişkinlik –tüm Andlar’da Yerli halkın ağzında sürekli bulunan koka yaprağı tomarları– vardı.

Kalabalık, adayın yüreklendirici konuşmasına bağırarak, yumruklarını havaya kaldırıp ayaklarını yere vurarak ve bayraklarını sallayarak yanıt veriyordu. Morales onlara, “Bu gayretleriniz boşa gitmedi” deyince herkes Bolivya’nın gelecek başkanını ve kendilerini alkışladı. Morales de kendileri gibi yoksul bir çiftçi, yüz yıllık koka ürününün yetiştiricisi, ABD’nin uyuşturucu ile savaşında tam da bu bölgede üslenen kuvvetlerine karşı verilen uzun, şiddetli mücadelenin lideri olduğu günlerden beri birlikte savaşıyorlardı.

Ordu birlikleri ve narkotik polisle aralarındaki bitmek bilmeyen çatışmalarda –çoğunlukla silahsız olarak– aynen şimdi şiddetli yağmur altında desteklerini gösterirken yaptıkları gibi, baskıya rağmen inatla yerlerinden kıpırdamamışlardı.

 


Bolivya’nın Oruro bölgsinde kuruluşunun 37. yıldönümünün sabahında seyrek nüfuslu Ayparavi köyünün içinde yürüyen bir Chipapa erkeği. Ayparavi gibi Yerli topluluklardan sandık başına gidenler 2005’te kendi aralarından birini başkan seçerek tarih yazdı.

 


Yerli And müziği eşliğinde yürüyen ve bir Bolivya bayrağını sallayan Ayparavi sakinleri, köylerinin kuruluş yıldönümünü kutluyor. 2007 şenlikleri öğrencilerin alışılmış dansları ve parodileri ile yetkililerin nutukları dışında olağandışı bir olaya da sahne oldu: Beldenin hükümetçe sağlanan ilk bilgisayarının teslim töreni.

 


Başkan Evo Morales (ortada) yeni okulların temelini atmak için gittiği, bir zamanlar önderlik ettiği koka yetiştiricileri sendikasının yer aldığı Chapare kırsalında bir rock yıldızı gibi karşılanıyor.

 


Polis ekibi gün doğmadan kokain laboratuvarlarını aramaya çıkmaya hazırlanıyor. Chimore çevresindeki küçük çiftlikler, ABD destekli –tartışmalı– uyuşturucu mücadelesinin çatışma alanı haline geldi.

 


Vadinin oluşturduğu çanağın içinde yer alan Bolivya’nın başkenti La Paz’da işçiler vadinin kenarında, oksijenin az olduğu 4 bin metrede yaşıyor. Büyük işyerleri ve zengin yerleşimler ise aşağıda.

 


Aymara kadınları La Paz Golf Kulübü’nde yabani otları ayıklıyor. Ayda yaklaşık 100 dolar kazanıyorlar. Kent seçkinlerinden olan üyeler giriş ücreti olan 12 bin doların yanı sıra aylık aidat da veriyor ve 3 bin 350 metre yükseklikte yer alan dünyanın en yüksek golf sahalarından birinde oynama ayrıcalığı elde ediyor.

 


Karnaval kostümleri içindeki kızlar, Latin Amerika’nın en büyük kutlamalarından biri olan Oruro’nun karnaval geçidine katılmak üzere sıralarını bekliyor. Bu eski gümüş madeni kenti içinde dört kilometrelik güzergâh boyunca döne döne ilerleyen 30 bin kadar dansçı ve müzisyen, Bolivya’nın her yanından ve dışarıdan gelen 400 bin kişilik bir kalabalığı eğlendiriyor.

 


Bolivya’nın en büyük kalay madeni Huanuni’deki işçiler, maaşları garantili kamu çalışanları. Özel işletmelerde madencilerin, çoğu zaman, para kazanmak ve hayatta kalmak için şansa ihtiyaçları var.

 


Huanuni kalay madeni işçileri yeryüzünün 150 metre altında karnaval flamalarıyla sarılı bir kuklanın çevresinde toplanmış. Kukla yeraltı minerali tanrısını temsil ediyor.

 


Evo Morales’in partisi Movimiento Al Socialismo’yu hedef alan “Kahrolsun MAS reformları!” grafitisi, Cochabamba’daki devlet üniversitesinin girişinin yanındaki duvarı solun ikonları ile paylaşıyor.

 


Altiplano’nun oğulları, kalan 2 bin 500 Chipapa’nın yaşadığı yalnızca üç topluluktan biri olan Ayparavi’nin kuruluş yıldönümünü kutluyor. Bolivya’nın 19. yüzyılda İspanya’ya karşı verdiği kurtuluş savaşındaki kahramanların portreleri Bolivya ulusal armasının iki yanında yer alıyor.



Yazı: Alma Guillermoprieto
Fotoğraflar: George Steinmetz
National Geographic