|
"Shakespeare'e
ve Nazım Hikmet'e dair bugüne dek binlerce kitap, on binlerce yazı
yazıldı. Yani onlara dair güneşin altında söylenmedik şey kalmadı"
diye düşünülebilir.
Ama Türk tiyatrosunun gelmiş geçmiş en yaratıcı yazarı Coşkun Büktel,
herhangi bir konuda söz aldığı zaman, o konuda ezberlenmiş kanaatlerin
ötesine geçerek; yeni, farklı ve taze bir şeyler söylemeyi, her
defasında başarmıştır.
"Yönetmen Tiyatrosu"na Karşı'da Büktel, bir kez daha,
başka hiçbir yazarın inemediği derinliklere iniyor. İndiği derinliklerden
daha önce gün ışığına çıkmamış yepyeni deliller getirerek, bu kez
Shakespeare'e ve Nazım Hikmet'e dair yüzeysel yargıları ve yaygın
kabulleri darmadağın ediyor. Bu kabullerin konforunda uyuklayan
zihinlere şok tedavisi uyguluyor.Bu kabullerden rant sağalayan kişileri
yine "isim vererek" suçluyor. Tiyatro ve akademi esnafının
"tezgahını" tekmeleyerek, bir kez daha "oyununu"
bozuyor.
Bilimsel tutarlılık ve nesnellik bağlamında ülkemizde yazılmış en
sağlam metinlerden biri olduğu halde , akademik bir kitap değil,
bu... Akademik tavra bilinçli olarak uzak duran Büktel, konusuna
yaratıcı bir tavırla yaklaşmayı tercih ediyor.
"Yönetmen Tiyatrosu"na Karşı, yalnızca bilgiyle değil;
heyecan, yaratıcılık ve sanatsal saygıyla kotarılmış; ustaca "buluşlarla"
donatılmış bir kitap... Yalnızca bilimsel ve öğretici değil; "okunaklı"
ve (entelektüel zekalar için) son derece "eğlenceli" bir
kitap...
Hamdi Alkan, Büktel'in kitabına Nobel vermek istiyor!
Tiyatro ve televizyon oyuncusu Hamdi Alkan, Kitap Rehberi dergisinde
(Sayı 54, Kasım 2001, sayfa 30) yayınlanan yazısında, Coşkun Büktel'in
son kitabı "Yönetmen Tiyatrosu"na Karşı'yı, ne denli heyecanla
okuduğunu, oldukça samimi bir üslup ve oldukça iddialı cümlelerle
açıklıyor. Sayın Alkan'ın söz konusu yazısını aynen aktarıyoruz:
Sanırım
bu kitaptan sonra, özellikle yönetmenlerin, bir oyunu sahnelerken
iki kere düşünmeleri gerekecek.
Bir tiyatro metninde ne kadar derinlere inebilirsiniz? Bir metni
nasıl deşifre edebilirsiniz? Bir oyunu Türkçe'ye çevirmenin incelikleri
nedir? "Eleştiri" nasıl eleştirilir? Ve buna benzer binlerce
sorunun yanıtını Coşkun Büktel'in ele aldığı, kılı kırk yararak
hazırladığı bu çalışmada görmekteyiz.
Büktel, ele aldığı Kısasa Kısas ve Ferhad ile Şirin adlı iki oyun
ile tiyatronun bugünkü durumunu ameliyat masasına yatırıyor. Bizler
tiyatronun neden tatsızlaştığını, renksizleştiğini, nasıl bir erozyona
uğradığını, neden hala hak ettiği yerde olmadığını, ve tabii ki
bunun sorumlularını netlikle görebiliyoruz.
Büktel yalnızca bir oyun yazarı olarak değil, kendini tümüyle tiyatro
sanatına adamış bir bilim adamı duyarlılığı ile çalışıyor. Eleştirilerini
santim santim, ilmik ilmik örüyor. Her zaman olduğu gibi Türkçe'yi
öylesine ustaca kullanıyor ve yönetmen tiyatrosunun temsilcilerine
karşı öyle çürütülemeyecek delillerle çıkıyor ki... Bu eleştirileri
çıkıp sahneye oynayasınız geliyor. Bunu gerçekleştirdiğinizde Kısasa
Kısas ve Ferhad ile Şirin rejilerinden çok daha hayırlı bir iş yapacağınızdan
bir an şüphe etmiyorsunuz.
Bu kitabı bazen bir mizah hikayesi tadıyla, bazen soluksuz bir polisiye
romanı gibi, bazen de "keşke şu kitaba Nobel eleştiri ödülü
verecek jürinin üyesi olsaydım" düşüncesiyle okudum.
"Yüzeyselliği" baş tacı edip sahihliği aforoz edenleri,
halkın gerçek sanatla ve sanatçılarla direkt temas kurmasını engelleyenleri,
aldatıcı aracılar ve yanıltıcı simsarları, dilbilimsel kanıtların
en keskin ışığı altında gördüm.
Coşkun Büktel'in "yönetmen tiyatrosu"na karşı açtığı savaş,
Melih Cevdet'ten Visconti'ye, Sartre'dan Nazım'a, Shakespeare'den
Turkish Daily News'e, Mina Urgan'a ve hatta ünlü "Sessiz Gemi"
şiirine kadar oldukça geniş bir alanda, birbirinden çarpıcı somut
örneklerle gerçekleşiyor. Bu eser, anlamla abuk sabukluğun, yaratıcılıkla
sahteciliğin, zekayla hezeyanın, bilimsellikle safsatanın savaşı.
Coşkun Büktel'i bu yürekli çalışmasından ötürü kutluyorum.
|