|
Türkiye’de hala kadınların yüzde 40’ı görücü usulüyle evlenirken,
yüzde 20’si nikahsız yaşıyor, 100 kadından 2’si yükseköğrenim görüyor.
Türkiye'de 8 milyon kadın okuma-yazma bilmiyor, eğitim gören 100
kadından ise sadece 2 tanesi yükseköğrenim görüyor. Kadınların yüzde
40’ı görücü usulüyle evlenirken, yüzde 30’unun dini nikahla, yüzde
20’sinin ise nikahsız yaşıyor. Kadınların yüzde 55’inin doğum kontrolünü
uygularken, Yüzde 64’ü hamilelik döneminde doktor yüzü görmüyor,
yüzde 65’i eve gelen konuğa görünmüyor, ki bu özellikle kırsal kesimde
çok yaygın. Anne olmak için ülkemizde yılda 2 bin 500 kadın yaşamını
yitiriyor. Berdel, başlık parası, töre ve namus cinayetleri, dayak,
baskı ve gelenekler kadını hedef almaya devam ediyor. Yani 21. yüzyılda
Türkiye’de hala kadının adı yok.
Toplumun
yüzde 50’sini oluşturan kadınlar, karar mekanizmalarında kendi oylarıyla
yarı yarıya temsil edilmeyi başardıklarında birçok sorunu çözeceklerini
vurgulayan Doğu ve Güneydoğulu kadınlar üzerine araştırmalar yapan
eğitimci Neşe Doster, TBMM’de kadınların temsil oranın 1930’lu yıllarla
karşılaştırıldığında çok düşük olduğunu vurguladı.
Kadınların sivil toplum örgütlerine katılımının yüzde 24, partilere
yüzde 13, sendikalara ise yüzde 6 civarında bulunduğunu anlatan
Doster, bu oranların Avrupa ülkelerine göre son derece düşük olduğuna
değindi. Türkiye’deki iş kollarında erkeklerin yönetici, kadınların
ise yardımcı konumunda bulunduğuna dikkati çeken Doster, “Yörelere
göre fark gösterebilir, ancak ana sorunlar aynı” dedi. Neşe Doster,
kadınların sorunlarının çözümü için eğitimin önemine değinerek,
öncelikle işsizliğe çare bulunması gerektiğini sözlerine ekledi.
Çukurova Üniversitesi (Ç.Ü) Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr.
Adil Türkoğlu da, kadınların eğitim olanaklarının erkeklere oranla
daha kısıtlı olduğunu söyledi. Türkoğlu, okuma yazma bilmeyen erkeklerin
vatani görevlerini yaparken bu imkana kavuşabildiklerini, oysa kadınlar
için bunun söz konusu olmadığını belirtti. Türkoğlu, “Kadının toplum
yaşamına daha çok katkıda bulunabilmesi için öncelikle eğitim seviyesi
yükseltilmelidir. Araştırmalar, bebek ve anne ölümleri ile doğurganlıkta
annenin eğitiminin önemli rol oynadığını göstermektedir. Bu nedenle
sağlıklı kuşakların yetişmesi için de kadının eğitimi öncelikli
konular arasında yer almalıdır” diye konuştu. Türkoğlu, kadının
eğitimi için de özellikle sivil toplum örgütlerine önemli görevler
düştüğünü kaydetti.
Fen-Edebiyat
Fakültesi Öğretim Üyesi ve Ç.Ü Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma
Merkezi Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Gaye Erbatur da kadınların hak
ettikleri konuma erişemediklerini, bunun en önemli nedeninin kadınların
siyasette ikinci planda bırakılmalarının olduğunu söyledi. Erbatur,
1950’li yıllardan sonra parlamentoda kadınların temsil oranının
yüzde 1’lere kadar düştüğünü, bugün ise yüzde 4’te kaldığını belirterek,
“Siyasete katılmazsak, sorunlarımızı çözemeyiz” dedi. Kadınların
dünyada hak ettikleri konuma geldikleri tek ülkenin İsveç olduğuna
dikkati çeken Erbatur, şöyle konuştu: “İsveç parlamentosunda kadınların
temsil oranı yüzde 43’tür. Bakanlar kurulunun da yüzde 55‘i kadınlardan
oluşmaktadır. Ülkemizde de aynı tabloyu görmek istiyoruz. Bugün
ülkemizin içinde bulunduğu durum, erkeklerin bu işi beceremediklerini
göstermektedir. Bu nedenle kadınların siyasette aktif rol almaları
zorunluluk haline gelmiştir.”
|
|