|
-Yürürlükteki Kanunun ikametgâhı düzenleyen 21. maddesinin “Kanunî
ikametgâh” biçimindeki kenar başlığı, yeni Kanunun 21. maddesinde
“Yasal yerleşimyeri” şeklinde değiştirilmiş; kadın-erkek eşitliğinin
sağlanması amacıyla “Kocanın ikametgâhı karının...ikametgâhı addolunur”
hükmü Kanuna alınmamıştır.
-Derneklerle ilgili hükümler daha ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.
-Cinsiyet değiştirebilme bazı koşullara bağlanmıştır. Bunlar 18
yaşını tamamlamış bulunma, evli olmama, transseksüel yapıda olup
cinsiyet değiştirmenin ruh sağlığı açısından zorunluluğunun ve üreme
yeteneğinden sürekli olarak yoksunluğunu bir eğitim ve araştırma
hastanesinden alınacak resmî sağlık kurulu raporuyla belgeleme ve
mahkemece izin verilmiş olma koşullarıdır (m. 40. ).
-Evlenme yaşı kadın-erkek farkı gözetilmeden ülkemiz şartlarına
ve çağdaş eğilimlere uygun olarak yükseltilmiştir. Bundan böyle
18 yaşından gün alan kadın ve erkek evlenebilecektir. Olağanüstü
durumlarda ve pek önemli sebeple ise 17 yaşından gün alanlar, hâkimin
izniyle evlenebileceklerdir (m. 124. ).
- Evlenme töreni artık sadece erkeğin değil, kadının oturduğu yerdeki
evlendirme memurluğundan da yapılabilecektir (m. 134. ).
- “Hayata kast” ve “pek kötü davranış” sebeplerine 3. bir boşanma
sebebi olarak "onur kırıcı davranış” eklenmiştir (m. 162. ).
-Boşanan kadın evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Kadının
boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun
kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hakim,
kocasının soyadını taşımasına izin verir (m. 173. ).
- “Koca evlilik birliğinin reisidir” kuralı kaldırılarak, birliğin
yönetiminde eşlere eşit söz hakkı tanınmıştır (m. 186. ).
- Eşlerin oturacakları evin seçimini kocaya bırakan hüküm değiştirilmiştir.
Artık eşler oturacakları evi birlikte belirleyebileceklerdir (m.
186. ).
-Kadın ve çocukların geçim ve bakımlarının kocaya ait olduğunu öngören
hüküm, eşitlik ilkesinin doğal bir sonucu olarak kaldırılmıştır.
Bundan böyle eşlerden her ikisi de güçleri oranında emek ve mal
varlıkları ile evin geçimine katkıda bulunmakla yükümlüdür (m. 186.
).
- Aynı şekilde evlilik birliğinin temsilinde eşlere eşit hak tanınmıştır
(m. 188. ).
- Eşlerden her birinin meslek ve iş seçiminde diğerinin iznini almak
zorunda olmadığı kabul edilmiştir. Ancak, meslek ve iş seçiminde
ve bunların yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararı göz
önünde tutulacaktır (m. 192. ).
- Kadının kocası lehine borç altına girmesine ilişkin işlemleri
hâkimin iznine tâbi tutan hüküm, kadın-erkek eşitliğinin doğal bir
sonucu olarak kaldırılmıştır.
- Edinilmiş mallara katılma rejiminin yasal mal rejimi olarak kabul
edilmesi uygun görülmüştür. Eşler ayrıca mal rejimi sözleşmesi yaparak
Kanunda belirlenen diğer mal rejimlerinden birini seçebileceklerdir
(m. 202. ).
- Soybağı açısından evlilik içinde doğan çocukla evlilik dışı doğan
çocuk ayrımına son verilerek, bu durumda bulunan çocukların zarara
uğramaları engellenmiş ve gelecekleri güvence altına alınmıştır.
- Evlât edinenin yaşı otuzbeş’ten otuz’a indirilmiş, birlikte evlât
edinebilmek için en az iki yıldan beri evli olma koşulu aranmıştır.
Küçüklerin evlât edinebilmesi, onların evlât edinen tarafından bir
yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olmaları koşuluna bağlanmıştır.
“Evlât edinmenin her hâlde küçüğün yararına bulunması ve evlât edinenin
diğer çocukların yararlarının hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelenmemesi
de gerekir” denilmek suretiyle çocuğu olanlara da evlât edinme olanağı
getirilmesidir (m. 305, 306 ve 308. ).
- Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, ayyaşlık, hastalık derecesinde
madde bağımlılığı gibi nedenlerle ailesi ve çevresine zarar veren
kişiler mahkeme kararıyla, koruma amacıyla bir sağlık kurumuna yerleştirilebileceklerdir.
Ancak, bu şekilde özgürlüğü kısıtlanan kişi ve yakınlarına, karara
karşı itiraz ve yargı yoluna başvuru hakkı tanınmıştır (m. 432 ila
437. ).
- Miras hukukunda saklı pay oranları azaltılarak, miras bırakanın
mallarındaki tasarruf özgürlüğü genişletilmiştir (m. 506. ).
- Türk toplumunun geleneksel aile yapısı düşünülerek, yakın aile
bağları bulunan ve babanın ölümü halinde yeğenlerine sahiplik yapan
hala, dayı, teyzeye de bazı şartlar altında mirastan pay ayrılmıştır
(m. 497. ).
- Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası
veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eşin korunması
amacıyla, bunlar üzerinde miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı
tanınmasını isteyebileceği öngörülmüştür. Yine haklı sebeplerin
varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal
mirasçılarının istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma
hakkı tanınması olanağı getirilmiştir (m. 652. ).
-Terekede bulunan, ekonomik bütünlüğe ve yeterli tarımsal varlığa
sahip bir tarım işletmesinin, işletmeye ehil mirasçılardan birinin
istemde bulunması hâlinde bu mirasçıya gelir değeri üzerinden tüm
olarak özgüleneceği; işletmenin değerinde önemli bir azalma olmaksızın
yeteri kadar gelir sağlayan birden çok tarım işletmesine bölünebilecek
nitelikte ise, bunları isteyen ve işletmeye ehil bulunan mirasçılara
ayrı ayrı özgülenebileceği öngörülmüştür (m. 659, 667 ve 668. ).
- Paylı mülkiyette, paydaşların paylı mülkiyetin yönetim ve yararlanmasıyla
ilgili olarak Kanundaki hükümlerden farklı anlaşma yapmalarına olanak
getirilmiştir (m. 689. ).
- Paylı mülkiyette, pay üzerinde intifa hakkı tesis edilmesinin
yarattığı huzursuzlukları önlemek amacıyla yeni bir hüküm getirilmiştir.
Bu hükme göre, bir pay üzerinde intifa hakkı kurulması hâlinde diğer
paydaşlardan biri üç ay içinde paylaşma talebinde bulunursa, satış
yolu ile yapılacak paylaşmada, pay üzerinde, intifa hakkının söz
konusu paya düşen bedel üzerinde devam etmesi esası getirilmiştir
(m. 700.) .
- Uygulamadaki durum dikkate alınarak, önalım (şuf’a) hakkının mutlaka
dava açılması suretiyle kullanılması esası getirilmiştir (m. 734.)
.
- Yurt içinde veya yurt dışında faaliyet gösteren kredi kuruluşları
tarafından yabancı para üzerinden veya yabancı paraya endeksli olarak
verilen nakdî ve gayrinakdî kredilerin güvence altına alınması için
taşınmaz rehni kurulmasına olanak sağlanmıştır (m. 851.) .
- Zilyetlikte, 743 sayılı Kanunda yer alan aslî ve fer’î zilyetlik
ayırımlarının, zilyedin mal üzerinde iddia ettiği hakka göre yapılan
bir ayırım olması nedeniyle, malın zilyedin fiilî hakimiyeti altında
olup olmaması bakımından dolaylı ve dolaysız zilyet ayırımına da
yer verilmiş, bir şey de fiilî hakimiyeti doğrudan doğruya sürdüren
kimsenin dolaysız zilyet, bir başka kişi aracılığı ile sürdüren
kimsenin dolaylı zilyet olduğu ifade edilmiştir (m. 975.) .
|
|